Beynimiz neden böyle çalışmaz: direksiyonda kim var?

İki hemisfer ile adeta iki ayrı beyne sahibiz. Öyle ki, beyinlerinin yarısı alınan hastalar ‘neredeyse’ normal şekilde hayatlarına devam edebiliyorlar. Bölünmüş beyin hastalarında vücudun bazı uzuvları ayrı bir insan gibi davranıyor; ki öyle sayılır.

Peki günlük hayatta hangi beynimizin kontrolde olduğuna kim karar veriyor? Video bu konuyu açmak için ilham verdi. Görüldüğü gibi genç kız araba kullanmayı öğrenirken babası da direksiyonda. Panik anında ikisinin de eli direksiyona gidiyor, bu noktada arabayı kimin kullandığı belli değil. Ve kaza gerçekleşiyor.

Beynimizi bu otomobil gibi düşünelim. Tek direksiyon ve iki hemisfer var. Eğer her olayda iki beynimiz de direksiyonu kontrol etseydi genlerimiz bugüne ulaşmazdı. Eninde sonunda bir beynimiz direksiyonda olmalı, panik anında bile.

Dolayısıyla iki beynimizden biri daima direksiyonda iken diğerinden gelen uyarıları görmezden gelerek yola devam eder. Bir beynimiz (direksiyondaki kız gibi) arabayı kullanmaktadır, diğeri (ön koltuktaki baba gibi) ona sürekli yol, hız ve risklerle ilgili uyarılarda bulunmaktadır.

Bunu günlük hayatta sürekli yaşarız ama direksiyondaki beynimiz bizi diğerinden gelen uyarılar konusunda haberdar etmeden arabayı kullanmaya devam eder. Örneğin ayağınızdaki küçük bir acıyı fark etmezsiniz, kulağınıza giren çoğu sesten haberdar olmazsınız, yanıldığınız bir konuda kendinize inanmaya devam edersiniz. Kendi beyniniz tarafından gelen uyarıları bastırmak; yeninizin yarısının yaptığı iştir.

Kaldırımda yürüyorsunuz diyelim. Yoldan araçlar geçiyor. Beyniniz bir tanesinin diğerlerinden hızlı geldiğini söyledi, yürümeye devam edersiniz. Işığın diğerlerinden yakın olduğunu söyledi, yürümeye devam edersiniz. Ama araba kaldırıma çıktığına dair bir ses geldi.

İşte o an artık diğer beyninizi duymazdan gelmeyi bırakırsınız, önkoltukta oturan direksiyonu alır. Videodaki gibi her ikisi de direksiyonda olmaz, direksiyon mantıklı beyninize geçer. Ve böylece hayatta kalırsınız. Panik anında iki beyniniz de direksiyonda olsaydı ya da diğer beyninizi sonsuza kadar görmezden gelseydiniz, genleriniz bugüne ulaşmazdı.

Eğer kaldırımda yürürken her küçük detayı dikkate alsaydınız da ilerleyemezdiniz. Evrimsel mekanizma; beyinlerinizin bir tanesini uyarıları dikkate almamaya, diğerini de her uyarıyı değerlendirmeye yönlendirmiştir. Genlerimizin bugüne gelmesi, bazen aptalca bile olsa davranışlarımızda ısrar etmek, kendimize inanmak ve kendimizi kandırmak sayesinde oldu.

Günlük hayatta da böyleyiz, her an kendimizi kandırıyoruz. Bir arkadaşınızın aslında güvenilmez olduğuna dair bilgi aldınız, küçük bir yalanını yakaladınız, ufak bir şüphelenme yaşadınız. Bunlar fikrinizi değiştirmeye yetmiyor. Ama günün birinde inkar edilemez öyle bir bilgi geliyor ki, diğer beyniniz devreye giriyor.

Beklentinin yıkılmadan önce, kendimizi kandırdığımız ortaya çıkana kadar direniriz, hatta ortaya çıkması gereken, diğer beynimizin direksiyona geçmesi gereken anlarda tepkiselleşiriz. Tartışmalarda genelde yaşanan budur. Karşı tarafın duymak istemediği şeyler ortaya çıkardıkça, diğer beyni ona uyarıları bağırdıkça; direksiyondaki kız babasını duymazdan gelmeye devam eder ve onu duymamak için sinirlenir.

Bu iki hemisferin hangi hemisferler olduğu başka bir yazı konusu.

 3,557 defa toplam okundu,  20 kişi bugün okudu