Zeka nerededir? Zeki olmak neden dezavantajdır?

Beynimizi içten dışa evrimsel katmanlarla inceleyelim.

Sürüngen beyin, hayatta kalma içgüdülerimize sahip kısmımız. Milyonlarca yıldır nesilden nesile aktarılan mekanizmalarımız burada.

Limbik sistem, duygularımız. Hayatta kalmak için biraz daha kompleks yapılarımızdan oluşuyor.

Korteks ise; deneyimlerimiz. Doğumumuzdan itibaren kullandığımız nöronlar, bunlar arasındaki bağıntılar ve sinapslar burada şekilleniyor. Yaptığımız ve düşündüğümüz her şey; her saniye bu bağıntıların oluşması, sağlamlaşması veya kaybolması üzerine.

Kaynak: Yanılgının İcadı

İnsan, diğer canlılara kıyasla büyük bir kortekse sahiptir. Ama onların aksine neredeyse hiç bağıntı olmadan doğar. Yani iki nedenle de doğum sonrası deneyimler büyük önem taşır. Bir ceylan doğar doğmaz yürürken, insana bu bağıntıları bile doğduktan sonra oluşturmak gerekir. Üstelik kültürel olarak çok kompleks bir dünyaya geldiğimiz için, on yıllar boyunca eğitim alırız.

Yaptığımız tüm davranışlarımız ve düşüncelerimiz yukarıdaki hiyeraşi ile açıklanır. Örneğin, yüksek ses duyunca kafanızı eğmenizden içtiğinizin içinde bir şey olduğunu fark edince tükürmenize ya da bozuk sütün kokusunu kötü bulmanıza kadar limbik sistem ve sürüngen beyinle ilişkilidir. Atalarınızı hayatta tutmuş mekanizmaların genler yoluyla beyninizde bulunan yansımalarıdır.

Buna karşılık; bazı insanlar bazı şeyleri sever ya da nefret eder. Herkesin hoşlandığı bir şeyden hoşlanmayabilirsiniz. Benzer durumlarda farklı davranışlar geliştirebilirsiniz. Bazı konularda iyi ya da kötü olabilirsiniz. Bunlar doğduktan sonra oluşturduğunuz bağıntılarla ilgilidir. Hangi nöron yollarının sağlamlaştığından hangi sinapsların oluştuğuna kadar.

Yani bu mekanizma, neredeyse her şeyi açıklıyor Peki zeka nerededir? Maalesef zekaya insanların yüklediği anlam ile gerçekte olan farklıdır ve cevap neredeyse hiçbir zaman zeka ile ilişkili değildir. Beyinle ilgili bir konuda ana gündemi zeka olandan, zeka satandan, zeka pazarlayandan kaçınız. Beyinle ilgili işe yarar neredeyse hiçbir şey zeka ile açıklanmaz. (Kitaplığımdan beyinle 500 kitap seçsem, belki 5 tanesinde zekayla ilgili kısımlar bulurum)

Michelangelo’nun sanatta inanılmaz olmasına bakarsınız. Sonra öğrenirsiniz ki 5 yaşından itibaren gece gündüz büyük ustaların yanında çalışmış. Büyük çalışmaları bir ömür nöron yollarının ve sinapsların şekillenmesi ile oluşmuş.

Müthiş frikik atan bir futbolcuya bakarsınız. Öğrenirsiniz ki; antremanlardan önce 1 saat çalışıyor. Aynı şutu milyon kez ata ata artık ustalaşmış

Elbette doğuştan ortalama insanların belki asla yapamayacağı yeteneklere sahip insanlar var ve bunlara ”dahi” diyoruz. Ama ortalama kitle olarak bizler neredeyse her zaman aslında çalışarak kazanabileceğimiz yeteneklere imreniyoruz. ,

Soldaki bir beş yaşındaki bir dehanın çizimi. Ortadaki Da Vinci’nin bir ömürlük çalışma sonucu edindiği.

Beyin, sık kullanılan nöron yolunu sağlamlaştırır, miyelinler oluşur. En kısa yollar üzerinde örüntü oluşturur. Duygular sinapsları şekillendirir. Zeki dediğimiz insanların ”otomatik” gelen davranışları hakikaten otomatiktir, çünkü beyinleri doğduktan sonraki deneyimlere göre daha az enerji harcamak için o yolları sağlamlaştırmıştır.

Ama sanıldığı gibi ”her konuda” işe yarayan bir zeka çeşidi yoktur. Zeki gördüğünüz insanların çoğunlukla bazı konularda zeki olduğunu, başka konulara geçildiğinde gerçekten de sizin kadar çabalaması gerektiğini görürsünüz. İmrendiğiniz avantajlar; doğum sonrası deneyimlerdir.

Kendi bağıntılarınızı oluşturarak dilediğiniz konuda zekileşebilirsiniz.

Doğuştan gelen avantaj yok mudur; vardır. Bir arkadaşınız piyano çalmayı 10 ayda öğrenirken, siz 14 ayda öğrenebilirsiniz. Ama onun iki katı çalışarak ondan önce öğrenmek mümkün. Buna karşılık aynı arkadaşınızla farklı konuda siz avantajlı, o dezavantajlı da olabilir. ”Bireysellik çağı” üzerine yorumlar ve araştırmalara bakılırsa insan sayısı kadar ayrı beyin türü, çünkü ayrı bağıntılar var. Siz kendi beyninizle ilgileniniz.

Yani dilediğiniz konuda siz de zeki olabilirsiniz. ”Çok zeki” dediğiniz insanlar avantajlı olduğu cephede çarpışıyordur.

Yani ilginç şekilde; bu çağda zeka dezavantajdır. Çağ öyle hızlı değişiyor ki, bir alanda sağlamlaşmış bağıntılara sahip insanlar başka alanlara adapte olamıyor. Hiç bağıntısı olmayan sıradan bir insan yeni bir işte daha kolay adapte oluyor. Ama bağıntılar sürekli değişken. Artık zeka çağında değiliz. İşler, unvanlar, meslekler, ihtiyaçlar ve çağ aşırı değişken durumda.

Hatta çoğu araştırma artık bir alanda en uç noktaya gitmiş insanlar yerine çok fazla alanda sıradan işler yapmış insanların daha çok işe girdiğini söylüyor. Çünkü ”uzmanlık”; çok sağlamlaşmış nöron yolları ve bağıntılar demek iken ”çokyönlülük” pek çok sağlamlaşmaya müsait bağıntı ihtimali demek. Yani bu kadar multidisipliner çalışılan bir çağda çokyönlü olmak bir alanda en iyi olmaktan daha büyük avantaj.

Bu yazının konusu olmasa da aşırı zeki ”savant”larla ilgili örneklere bakılabilir. “Aptal dahi sendromu”nda insanlar hiçbir insanın çalışarak bile sahip olamayacağı vasıflara sahip olabiliyor. Aklından milyar basamaklı sayıları çarpmak, yere düşen kibrit kutusundaki kibritleri tek görüşte saymak ya da muazzam piyano yeteneğine sahip olmak gibi. Ama aynı kişiler sokağa bırakıldıklarında evinin yolunu bulamıyor ya da sıradan günlük faaliyetlerde bile sıkıntı yaşıyorlar. Hatta günlük hayata kazandırılmaları artırıldığında, deha yeteneklerinde gerileme görülüyor.

Bir konudaki zeka; insana kendini iyi hissettirdiği savaşa çağırıp durur. Zeki olduğunuz alanda kalmak istersiniz. Karşınıza pek çok fırsat çıktığında bile kendinizi iyi hissettiğiniz, avantajlı olduğunuz cepheye kaçarsınız. Hayatın başında bir konuda avantajlı olduysanız ve o konudaki avantaj sonucu başarı elde ettiyseniz, yetenekli görüldüyseniz, kendinizi iyi hissettiyseniz; o nöron yolları ve sinapslar tüm düşüncenizi şekillendirir. O geniş korteks, yani aslında o zekanın kendisi hayatın kalanı için dezavantaj olabilir. Hayatın kalanını tek bir başarı üzerine inşa etmemek için belki de zeki olmamak en iyisidir.

Anlayacağınız gibi zeka ”korteks”tedir ve insanların sandığı gibi bir kavram değildir. Beynin tümünün kendi içinde organize çalışmak için bazı bağıntıları fazla kullanmaktan kaynaklı kısayollar oluşturmasıdır. Ve her konuda geçerli değildir.

Ancak akıl öyle değildir. Peki akıl nerededir?

ikinci yazıda ”akıl” konusuna geçiyoruz.

 6,186 defa toplam okundu,  20 kişi bugün okudu