“Affederim ama unutmam” sözünün nöropsikolojisi

Milyonlarca yıldır tüm atalarımız sürüngen beyin ve limbik sistemle doğdu. Bunlar genler yoluyla aktarılan içgüdülerimizi ve duygularımızı taşıyor. Yine milyonlarca yıldır kortekse sahibiz ama bir farkla; korteks boş bir sayfa olarak geliyor ve deneyimlerimiz buraya kaydediliyor.

Sürüngen Beyin, Limbik Sistem, Korteks

Deneyimler kişiye özgü ve insan sayısı kadar bağıntıya sahibiz. Düşündüğünüz, tanık olduğunuz, maruz kaldığınız, yaptığınız her şey; deneyimlerinizi şekillendiriyor. Böylece herkesin kendine özgü davranışları, karakterleri, alışkanlıkları, sevdiği ya da sevmediği şeyler mevcut. Korteks; nöronlar arası bağıntılarla şekilleniyor. Bu bağıntılar tekrarla sağlamlaşıyor. Pek çok kez yemek sonrası çay içerseniz; beyniniz artık yemek sonrasında çayı aramaya başlıyor, gibi.

Ancak bu basit matematik tabanlı fiziksel formülün dışında bir istisna var; sinapslar. Sinapslar duygu ile şekilleniyor ve tekrar tekrar aynı olaya maruz kalmadan da bağıntı oluşturuyor. Örneğin, üzerinize çay döküldüğü için çay içmekten soğuyabiliyorsunuz. Ya da aç bir anınızda yediğiniz yemeyi sevmeye başlayabiliyorsunuz.

Bu yüzden defalarca maruz kaldığınız bir şey, aynı nöronları ve bağıntıları kullanmadığınızda zamanla zayıflıyor. Örneğin, konuştuğunuz dili bile uzun süre kullanmayarak unutmaya başlayabiliyorsunuz. Ama sinapslar uzun süre orada kalmaya devam ediyor ve üzerine başka bir şey yazmadığınız sürece orada durmaya devam ediyorlar.

Kötü muamale sonrası insanlardan korkmuş bir köpekte sinapslar şekillenmiştir. Defalarca iyi muamele ile bu sinapsların üzerine yeni deneyimler yazılabilir.

Gelelim; “unutmak” ve “affetmek” konusuna.

Bellekle ilgili beyin kısmımız, yani hipokampus; limbik sistemde. Ama biz yine de burada kortekse atıf yapacağız. Öncelikli sebebi, burada sıradan anılardan değil yaşanmış ve iz bırakmış deneyimlerden bahsetmemiz. Affetmek zorunda kalınacak bir olay sinapslarla ilgili bir kabahattir, dolayısıyla korteksin konusudur. İkincisi de; hipokampus bellekle ilişkili olsa da, beynimizin sürekli kullandığımız bilgileri kortekse taşımasıdır. İnsanda diğer canlılarda olmadık şekilde aşırı bir korteks kullanımı ve önemi vardır. Çoğu konuda esas önemli merkezimiz kortekstir, hafızada bile.

Kaynak: Yanılgının İcadı

Gelelim frontal loba. Frontal lob, bizi insan yapan kısmımız. Korteksimiz güçlü de olsa, frontal lob olmasa sadece çok yönlü bir memeli olurduk. Frontal lob; hayvanlarda olmayan karar verme mekanizmasına sahip olmamızı sağlar. Korteks yoluyla limbik sistemi ve sürüngen beyni baskılayabiliriz. Düşünce yoluyla içgüdü ve duygularımızı görmezden gelebiliriz. Ama frontal lob sayesinde; korteksi de baskılayabiliriz.

Frontal lob

Binlerce kez sigara içtiğinizi düşünün. Nöron yolları öyle bir oluşmuş ki, artık sigara içmeyince ölecekmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Doğuştan böyle bir şeye sahip değildiniz, diğer insanlar da değil. Bu deneyim, yani korteks. Bu size özel bir durum. Korteksiniz, davranışlarınızla şekillendi ve sizin korteksiniz her an sigara arıyor. Hayvanlar, böyle bir durumda kaçış noktasına sahip değiller. Algoritma ne diyorsa ona uygun davranmak durumundalar. Ama insan; böyle bir durumda bir karar alabilir. Örneğin, ciğer hastalıkları ile ilgili bir hastane ziyaretinde hastaların durumunu gördü diyelim. Bundan sonra sigara içmemekle ilgili bir karar verebilir ve korteksi ne kadar istese de bundan sonra sigara içmeyebilir; işte bu frontal lobdur. Bu arada içmedikçe nöron yolları zayıflar, korteks değişir; dolayısıyla bir süre sonra içmemek kolaylaşır. Frontal lob bizim için bu yüzden önemlidir, ne istediğimiz bile kendi davranışlarımızın sonucudur.

İnsan içgüdü ve duygularını baskılayabilir. Ama daha önemlisi; alışkanlıkları, deneyimleri ve kültürü ne derse desin tersini yapacak kararlar alabilir.

Biriyle bir olay yaşadınız. Kalbiniz kırıldı, içiniz cız etti. Aranız bozuldu, gözünüzden düştü. Size karşı suçlu duruma düştü. Korteksinize bu olay tanımlandı, sinapslar şekillendi. Artık o kişiyi gördüğünüzde ya da hatırladığınızda bile içiniz cız ediyor. Beyniniz, o duygusal durumu hatırlatarak sizi aynı olaylardan korumaya çalışıyor. Bu duygu düşüşleri milyonlarca yıl hayatta kalmak için gerekliydi. Sosyal yaşam da insanın hayatta kalması için gerekli ortamdır, dolayısıyla böyle olaylardan çok etkileniriz.

Arkadaşınız başka insanlarla sizin arkanızdan iş çevirdi. Oksitosin düşüşü, sinapslarıızı şekillendirdi. Beyin böylelikle o kişiye karşı tetikte olmanızı sağlayacak ve haklarınızı çiğnetmenize, niyetinizin suistimal edilmesine, yanlış kişilere güvenmenize engel olcak. Bu hormon memeliler için sürüdek kalarak hayatta kalmayı sağlar, insan için de bunun kompleks hali bir görev sağlaıyor.

Ama korteksinizde ne olursa olsun; frontal lob ile bunu görmezden gelebilirsiniz. İşte bu; affetmektir. Korteksiniz hala cız eder belki, ama siz insana özgü bir iradeyle bunun üstesinden gelebilirsiniz. Bu insana özel vasıf gerçekten çok üstündür. Sıradan mekanizmalarla açıklanamayacak bir durumdur. Frontal lobun bağıntılarla, formüllerle, fizik, kimya ve biyolojiyle açıklanmayan böyle kararları; evrende şimdiye kadar bildiğimiz en önemli şeydir.

Evrende bilinen en kompleks şey; insan beyni.

“Affederim ama unutmam” sözü bir anlamda doğrudur. Affeden bile olsanız sinapslar yerinde durur ve aynı kişiyle ender karşılaşıyorsanız, her gördüğünüzde sinapsların harekete geçmesine engel olamazsınız. Bu yüzden “unutmak” biraz zor. Ama gerek de yok. Çünkü; affeden iseniz işiniz biraz daha kolay. Çünkü aynı kişiyle yeniden iletişim kurup üzerine güzel anılar inşa olursa sinapslar kaybolur. İletişim kurmayıp hayatınıza almasanız bile siz hayatınıza devam ediyorsanız yeni deneyimler sonucu mevcut sinapsların etkisi zayıflar.

İnsanları görmezden gelmek frontal loba baskı yapar. Deneyimleri sürdürmek pek çok açıdan iyidir. Affetmekten bağımsız, kişi için en kolayı iletişime devam etmek, çünkü sinapslar zaten sizin aleyhinizde bir karar almanıza engel olur. Önyargılı olmadığınız kişilere nazaran, tetikte olduğunuz insanlarla iletişiminizde daha güvende olursunuz.

Ama affetmezseniz; her gördüğünüzde veya hatırladığınızda canlanan sinapslar sonucu aynı acıyı tekrar tekrar yaşarsınız. Tabi sonuçta başka deneyimler kazanıp enerjiyi başka yere yönlendirdiğinizde ve hatırlatan bir şey olmadığında sinapslar durduk yere devreye girmeyecek, yine etkisi zayıflayacaktır. Uzun süre baskılama sonucu harekete geçen sinapslara aşırı duyarlı olabilir, unutmadığınız bir olayı dünyanın en önemli konusu haline getirebilirsiniz.

“Umrumda değil” kararını gerçekten alabilirseniz; korteksteki acıları devre dışı bırakabilirsiniz

Affetmeyi biraz daha özel ve güçlü yapan; kişiyi gördüğünde hala içinin cız edeceğini bilmene rağmen bu kararı alabilmektir, yani korteksi frontal lob ile baskılayabilmek. Ama kimse affetmek ya da affetmemek zorunda değil. İkisi de frontal lobun kararı, yani frontal lobdan “affetmemek” kararı da çıkabilir. Bunlar affeden ya da affetmek bir kişi ile ilgili bir görüntü vermez. Ama akışınza bıraktığınızda korteksin rutin düzeni işler ve deneyimlere göre sinapslar ve bağıntılar değişir. Kararı bugün vermek istemezseniz, vermeyip akışına da bırakabilirsiniz. Ama sık sık acı çeken ya da unutamadığı şeyler yüzünden öfkeli biri olmaktansa korteksi frontal lob ile kontrol edip ruh halini başkaları yerine kendinin yönetmesi, kişi için daha iyidir.

 2,929 defa toplam okundu,  81 kişi bugün okudu

Önceki

Odayı toplamak, duvarları boyamak

Sonraki

Mutsuzluğun gücü

error: Content is protected !!